KDV BEYANLARINDA VE İADE TALEPLERİNDE ALT FİRMALARDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR

KDV Genel Uygulama Tebliği ile mevcut tüm KDV Tebliğleri yürürlükten kaldırılmış ve KDV konusunda birçok değişiklikler getirilmiştir.
Bu kapsamdaki önemli bir değişiklik gurubu da, ÖZEL ESASLAR konusunda yapılan yeni düzenlemelerdir. Özel esaslar alanındaki düzenlemelerin müşterilerimiz açısından önemli olan yönü KDV iadelerinde alt firmalardan kaynaklanan sorunlardır.
Alt firmalardaki bozukluklar sadece KDV iadelerinde değil, indirim konusu yapılmış tüm KDV’lerde karşımıza çıkabilmektedir. Bunun iadelerde daha çok hissedilmesi, iade
talebi nedeniyle, indirimlerin sıkı şekilde sorgulanmasından kaynaklanmaktadır.
Aşağıdaki bölümlerde alt firmalardan kaynaklanan sorunlar ve bunların KDV iade taleplerine yansıması konusunda çok özet açıklamalara yer verilmiş olup detay için KDV Genel Uygulama Tebliğinin ÖZEL ESASLAR başlıklı IV/E bölümünün dikkatle
incelenmesi, ihtiyaç duyulduğu takdirde sorunun tarafımıza bildirilmesi gerekmektedir.

  1. ÖZEL ESASLAR KAPSAMINA ALINMASI GEREKEN MÜKELLEFLER:
    Haklarında, düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin gerçek duruma aykırı olduğuna ilişkin delil ve karineleri içeren rapor veya tespit bulunan aşağıdaki mükellefler, kod listesine alınmakta ve iade taleplerinin yerine getirilmesi bakımından özel esaslara tabi
    tutulmaktadır.

– 213 sayılı Kanunun (153/A) maddesi kapsamına giren mükellefler, (sadece sahte
belge düzenlemek ve satmak amacıyla hareket ettiği tespit olunarak mükellefiyet kaydı silinenler ve bunların ilgilileri
– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme fiiline iştirak eden mükellefler de dahil olmak üzere sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma konusunda haklarında “olumsuz rapor” veya “olumsuz tespit” bulunan mükellefler,
– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme konusunda haklarında “olumsuz rapor” bulunan mükelleflerin raporun ait olduğu dönemdeki ortakları, kanuni temsilcileri, bunların kurdukları veya ortak oldukları mükellefler ile kanuni temsilcisi oldukları mükellefler,
– Haklarında beyanname vermeme, defter ve belge ibraz etmeme ve adresinde bulunamama konusunda tespit bulunan mükellefler,
– Haklarında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan mükellefler.
Durumu yukarıdaki özelliklere uyan firmalar, Maliye İdaresi tarafından özel esaslar
listesi olarak isimlendirilen kod listesine alınmakta ve bunların KDV iade taleplerinde
ÖZEL ESASLAR (normale göre daha ağır ve farklı şartlar) uygulanmaktadır.

  1. ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEFLERDEN MAL VEYA HİZMET ALANLARIN KDV İADE
    TALEPLERİ:
    Kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunmamakla birlikte doğrudan mal veya
    hizmet temin ettikleri mükellefler hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunması halinde mükelleflerin iade talepleri;

– Sahte belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma üç kat teminat,
– Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunan mükelleflerden yaptıkları alışlara isabet eden kısma iki kat teminat,göstermeleri kaydıyla, bu kısmın iadesi teminat karşılığında, kalan kısmın iadesi genel esaslara göre yerine getirilir. Teminat, vergi inceleme raporu ile çözülür.

Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunanlardan alımları bulunmakla birlikte, iadesi talep edilen KDV tutarları içerisinde bunlardan alımlara yönelik belge bulunmayanların iade talepleri, başka bir olumsuzluk olmaması kaydıyla genel esaslara göre yerine getirilir.

Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme raporu veya tespiti bulunanların kanuni temsilcileri ve bunların kurduğu veya ortağı olduğu mükelleflerden mal veya hizmet alanların iade talepleri, kendileri hakkında olumsuz rapor veya tespit olmadıkça genel esaslara göre yerine getirilir.

Haklarında sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme tespiti dışında (adresinde bulunamama, defter ve belge ibraz etmeme, beyanname vermeme, hakkında KDV yönünden ihtiyati tahakkuk veya ihtiyati haciz uygulanan) olumsuz tespit bulunanlardan alım yapan mükelleflerin iade hesabında olumsuz tespitin bulunduğu döneme ilişkin alışların bulunması halinde iade talepleri, alış belgelerinin gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı veya ilgili belgelerin iade hesabından çıkarılması ya da iki kat teminat gösterilmesi suretiyle yerine getirilir. Diğer kısmın iadesi genel esaslara göre yapılır. Teminat, vergi inceleme sonucuna göre çözülür.
Kendileri hakkında herhangi bir olumsuzluk bulunmadığı halde doğrudan mal veya hizmet temin ettiği mükellefler hakkında olumsuz tespit veya rapor bulunan mükelleflere 15 gün içinde olumsuzluğu giderebilecekleri bildirilir.

Verilen süre içerisinde belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispat eden veya söz konusu
alışlara isabet eden kısmı iade hesaplarından çıkaran mükelleflerin iade talepleri genel
esaslara göre sonuçlandırılır.

  1. BELGENİN GERÇEKLİĞİNİN VE DOĞRULUĞUNUN İSPATI:
    Belgenin gerçekliğinin ve doğruluğunun ispatı, hem iade talebinde bulunan mükellefin sahte veya muhteviyatı itibari ile yanıltıcı belge kullanma gerekçesiyle uğramaksızın nakden veya mahsup yoluyla alınmasını sağlayacaktır.

Önemi nedeniyle, KDV Genel Uygulama Tebliğinin IV/E-5 nolu bölümünün metni aşağıda
sunulmuştur:

“5. İşlemlerin Gerçekliğini İspat
213 sayılı Kanunun 3/B maddesine göre vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olup, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanması mümkündür.

Düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin sahteliğine veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğuna ilişkin inceleme veya idari araştırma aşamasında mükellefe, söz konusu belgelerin gerçekliğine yönelik deliller ileri sürme imkânı verilir. Aynı şekilde kendileri hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunmamakla birlikte mal veya hizmet satın aldıkları mükellefler hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunan mükelleflere de bu imkân sağlanır. Söz konusu karşı deliller inceleme veya araştırmaya konu iş, işlem ve belgelerle ilgili olmalı ve bir yazı ile idari makama ibraz edilmelidir. Karşı deliller incelemeye başlanmış olması halinde inceleme elemanına, incelemeye başlanmamışsa ilgili vergi dairesine sunulur.

Dolayısıyla idare tarafından sahte veya yanıltıcı olduğu yönünde bulgular bulunan bir belgenin gerçek bir işleme dayandığı ve dayandığı işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığı işlemin tarafları, ilgilileri (iade talep edenler) veya mükellefler tarafından 213 sayılı Kanunun 3’üncü maddesindeki delil serbestisi kapsamında iddia ve ispat olunabilir.

İleri sürülen karşı delillerin işlemin gerçekliğini göstermesi halinde özel esaslar uygulanmaz. İşlemin tarafları, ilgililer ve mükelleflerin, delillerini bir rapora bağlamak suretiyle ve işlem ve belge ile ilgili olmak koşuluyla ileri sürmeleri gerekir. İşlem ve belgeyle ilgili olmayan iddia ve deliller dikkate alınmaz.

Bu şekilde ileri sürülen iddia ve deliller, inceleme elemanı veya idare tarafından karşı delillerle çürütülmek suretiyle belgenin sahte veya yanıltıcı olduğu ispatlanabilir. Bu durumda ileri sürülen delillerin ele alınıp raporda veya dayanak bir yazı ile çürütüldüğü karşı delillerle açıklanarak mükellef veya ilgili özel esaslara alınır.

Sınırlandırıcı olmamak kaydıyla belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispatta
aşağıdaki deliller kullanılabilir:
a) İşlem bedelinin ödendiğinin belgelendirilmesi.
Ödeme, iade talebinde bulunan mükellef tarafından ödemeyi tevsik eden belge aslı veya noter onaylı örneği ile tevsik edilebilir.

Ödemenin 5411 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan bankalar vasıtasıyla veya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 785 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında düzenlenen çekler ile de tevsiki mümkündür.

Ayrıca internet bankacılığı yoluyla yapılan ödemelerde, banka dekontu yerine ilgili banka şubesi tarafından onaylı internet çıktıları ya da mükellefler tarafından ödeme yapılan bankalardan alınan onaylı hesap ekstreleri ödemenin tevsikinde kullanılabilir.

Ödeme, kredi kartı (iade talebinde bulunan kişi veya kuruma ait), tapu devri, kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla (ön ödeme avansı şeklinde kamu kurum ve kuruluşlarının veznesine ödeme gibi) yapılmak suretiyle de tevsik edilebilir.

Ödemenin PTT yoluyla yapıldığı durumlarda, ödeme sırasında düzenlenecek belge, (satıcının veya adına hareket edenlerin adı-soyadı (tüzel kişilerde unvanı) ile banka hesap numarası ve vergi kimlik numarası doğru olarak yazdırılmak kaydıyla) ödemeyi tevsik eden delil olarak ileri sürülebilir.

b) Taşıma, yükleme, boşaltma, depolama, ambalajlama, ve benzeri işlemlerin yapıldığına yönelik belgeler, sigorta belgesi, vergi, resim, harç, pay, fon gibi ödemeler yapılmışsa bu ödemelere ait belgeler işlemin gerçekliğinin tevsikinde delil olarak kullanılabilir.”

Görüldüğü gibi mal veya hizmet satın alınan alt firma hakkında, herhangi bir olumsuz tespit veya rapor bulunsa dahi, KDV mahsup veya iadesi talep eden firma, mal veya hizmet alımının GERÇEKLİĞİNİ VE DOĞRULUĞUNU İSPAT edebildiği takdirde, özel esaslara girmeksizin KDV mahsup veya iade talebini sonuçlandırabilecektir.

  1. MAL VEYA HİZMET TEMİN EDİLEN FİRMALARIN ALTINDAKİ FİRMALAR İLE İLGİLİ
    SORUNLAR NE OLURSA OLSUN İADE TALEBİNİ ETKİLEMEMESİ ESASINA GEÇİLMİŞTİR:

Eskiden KDV iadesi isteyen firmada ve bu firmanın mal yahut hizmet satın aldığı firmada hiçbir olumsuzluk bulunmasa dahi, alım yapılan firmanın altındaki veya daha altlarındaki firmalardan herhangi birinde olumsuzluk görüldüğünde bu durum zincirleme bir etkiyle KDV iadesi isteyen firmanın bu alımla ilgili iade talebinin reddedilmesine sebebiyet veriyordu.

KDV Genel Uygulama Tebliği ile, KDV iade taleplerinde alt firma sorunu, sadece kendisinden mal yahut hizmet alınan firmayla sınırlandırılmıştır. Yani bunların altlarındaki firmalarda görülen sorunlar – bu firmalar arasında bir iş birliği tespit edilmediği sürece – KDV iadesi taleplerini etkilemeyecektir.

Bu kural değişikliği, aynı zamanda mal yahut hizmet satılan firmaların kod listesine girmesine sebebiyet vermesi sorununu da çözmüş bulunmaktadır. Başka bir anlatımla bir firmanın bir altında veya daha altlarında sorun olsa bile, bu firmanın mal yahut hizmet sattığı müşterileri, söz konusu sorun nedeniyle kod listesine alınmayacak, KDV iadelerinde engelle karşılaşmayacaklardır.

Doğrudan mal veya hizmet satın alınan firmanın bu satış nedeniyle hesapladığı KDV’yi şu
veya bu yolla Hazineye intikal ettirmemesi durumunda, sadece iade talebinin bu kısmının reddedilmesi değil, iade talebi olmasa dahi söz konusu rakamın indirimden çıkarılması talebi ile de karşılaşılması mümkündür. Böyle bir talep halinde, yukarıda belirttiğimiz işlemin doğruluğunu ve gerçekliğini ispat sureti ile çözüm sağlanabileceği gibi, bahsi geçen KDV, indirimlerden çıkarılarak düzeltme beyannamesi verilmesi sureti ile sorunun giderilmesi de mümkündür.

  1. MÜTESELSİL SORUMLULUK DURUMU KDV İADELERİNİ ETKİLEMEMELİDİR:

Müteselsil sorumluluk Vergi Usul Kanunu’nun 11 inci maddesine dayanılarak uygulanmakta olup bu konu KDV Genel Uygulama Tebliği’nin VI/B-2 no.lu bölümünde düzenlenmiştir.

KDV’de müteselsil sorumluluk, mal veya hizmet alınan firmanın, bu teslim veya hizmetle ilgili olarak hesapladığı KDV’yi herhangi bir şekilde Hazineye intikal ettirmemiş olması durumunda, alıcının müteselsil olarak bu KDV’den sorumlu tutulmasıdır.

KDV mahsup veya iade talepleri incelenirken mal veya hizmet tedarik edilen firmanın, iade talebine dahil edilmiş olan KDV’yi Hazineye intikal ettirmediği görüldüğünde, mahsup veya iade işleminin engellemeye maruz bırakılmaksızın yerine getirilmesi gerekir. Nitekim KDV mahsup ve iadelerinin hangi hallerde özel esaslar uygulanarak yapılacağını düzenleyen IV/E bölümünde, müteselsil sorumlu konumunda olmak, özel esas uygulama gerekçelerinden biri olarak gösterilmemiştir. Dolayısıyla müteselsil sorumluluk gerektiren durumlarda KDV mahsup ve iadeleri genel esaslara göre yapılmalı, daha sonra alıcı, Tebliğin VI/B-2 no.lu bölümündeki esaslar çerçevesinde (ödeme emri gönderilmek suretiyle) takip edilmelidir.
Ancak uygulamada mükellefler, iade talebi içinde yer alan, Hazineye intikal ettirilmemiş
KDV’leri mevzuata aykırı olarak, iade rakamının içinden çıkarmaya zorlanmaktadır. Yine uygulamada, buna paralel olarak, iade talep etmemiş olan mükellefler KDV sorumluluğu konusunda, Tebliğin IV/B-2 no.lu bölümündeki yöntemlere uyularak takip edilmesi gerekirken indirim reddi veya indirimlerden çıkarmaya zorlama şeklinde mevzuata uymayan muamelelere maruz bırakılmaktadır.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.